Şu manipülasyon korkunç bir şey!

Ve fısıltı gazetesi cerahat akıtıyor. 

Erbaa’nın politik alışkanlıklarının değişmesi sanırım daha epeyce zaman alacak. Daha bilgisayarlar henüz devlet dairelerinde yavaş yavaş görülmeye, matbaa makinaları halen harf harf dizayn edilen kalıplarla gazeteleri basmaya çalıştığı sıralarda enterasan, dimağı ve ruhunu neyle beslediği bilinmeyen bir adam vardı. Bu adamın kim olduğunu iyi biliyorum fakat kendisini hiç görmedim. Adını da bilmiyorum. Ne oturduğu yerde otururum, ne de geçtiği yola uğrarım. Ne matbaa makinesine benzer ne de bilgisayara. Olsa olsa cerahat üreten bir makinedir bu adam. Fısıltı gazetesinin başyazarı. Tohumu kirli bir yalandır, meyvesi zehirli kapkara bir yılan. Şeytanın yuvasına müsavi karanlık mağarasında tebanın zihnini kirletecek zehrini kusar ağzından da melek gibi insanlar o zehrin taşıyıcısı olurlar cadde cadde, sokak sokak. En masum ruhlar dahi kirletilir bu zehirle. Aşağı mahallede söylediğine yukarı mahallede kendisi de inanır. Ah fısıltı gazetesinin başyazarı! Bir çıksan bedeninden de yukarıdan kendine baksan. Neye benzersin, bir görsen. Belki de öldün sen, bilmiyorum. Ama yaşatılıyorsun hala bir yerlerde. Çocuklarını büyütüyorsun. Yeni güne inat, iletişim çağına inat, insanlığa inat. 

Mevlana demiş ya “Güneş herkese eşit doğar da kimi leş kokar, kimi gül”. Gülü leş eden illetin, aydınlığı kara perdelerle kapatıp karartan ve karabasan gibi şehre çöken ey Fısıltı Gazetesinin başyazarı. Biliyor musun? İyi bir ihtiyarlık yaşayamayacaksın. Kabus gibi çökecek üzerine şehrin iyi çocukları, senin zehrine karşı bağışıklığı gelişmiş iyi çocukları. Sen ne kadar kussan da zehrini, zehrin mani değil tuğlalar konulmasına bu vadiye. 

Saçlarının tek bir teli bile dökülmemiş olsa da, kalem gibi bir adam olsan da, elin ayağın düzgün, üstün başın derli toplu olsa da; en çirkin varlığısın bu şehrin ve yaşadığın bütün şehirlerin. Kirletilmiş zihinleri gördükçe bir şeytanın gülümsediği gibi gözlerini kısarsın. Çoğu zaman haktan hakikatten dem vurur postunu giyersin de gizlersin asıl niyetini. Fakat bilirler insanlar,  fasıkları ve münafıkları yüzlerinden, belki de bir saniyelik mimiklerinden tanırlar. Şöyle olur, böyle olur da, ilahi adalet yerini bulur. Sen tezgahlarınla  yüzüstü kapaklanır kalırsın. 

Ey fısıltı gazetesinin başyazarı, ey çirkin makine! 

Hakikat bir vakte kadar susma orucundadır sana karşı. Sen hep kaybedersin ve vakit gelir, yine esenlik dolar vadiye. 

Dostlara, güzel insanlara baki muhabbetle.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
...... 3 ay önce

süper bir yazı

Avatar
ali soymaz 2 ay önce

Nebi bey güzel ve etkileyici bir yazı ama çok fazla anlam yüklü anlayıp kavramak çok güç siyasetle ilgili sanırım malum ülkemizde tuvalette bile siyaset konuşuluyor

Avatar
Güzel şeyler yazar fısıltı gazetesi 2 ay önce

GÜZEL şeyler yazar fısıltı gazetesi ÇÜNKÜ yazdıklarını kendide inanmadan yazar ODA BİLİR YALAN OLDUĞUNU biliyormusun dürüstlükten dem vuran bir eda ile