Yıllar sonra ortaya çıkan bilgi ve belgelerle 1942 Erbaa depremi

Tokat’ın Erbaa ilçesinde deprem 20 Aralık 1942’de Pazar günü meydana geldi. Kurban Bayramının 3’üncü günü saat 17.00’da meydana gelen deprem 30 saniye sürdü.

Dönemin Tokat Valisi İzzettin Çağpar Depremin vurduğu Niksar ve Merkez Üssü Erbaa’dan hiçbir haber alamadı.

Vali Cağpar depremin ardından verdiği mülakatta deprem anını ve yaşanan dehşeti şöyle anlattı: “Deprem saat 17.00’de oldu. 30 saniye sürdü ve ufki istikametten geldi. Niksar ve Erbaa’dan hiçbir haber alınmayınca jandarma komutanını Niksar’a yolladım. Ben de yanıma bir operatör alarak Erbaa’ya hareket ettim. Kasabaya yaklaşırken yeni bir bina olan Boğma (Niksar-Gözpınar) karakolunun tamamıyla yıkıldığını ve iyi bir tesadüfle jandarmaların kurtulmuş olduklarını gördüm. Depremin dehşetini Erbaa’da anladım. Erbaa yakınındaki Aladon (Aladun - Yeni Mahalle) ve Tepekışla köyleri tamamıyla yıkılmıştı, yer yer yangınlar çıkmıştı. Tarla içlerinden Erbaa’ya geçtik. 16 yangın kasabayı sarmıştı. Ev namına bir şey kalmamıştı. Herkes birbirinden habersiz ve feryat içinde idi. Memurların bir kısmı ölmüştü. Ziraat Bankası ve İnhisarlar (Tekel) müdürleri, sorgu hâkimi, posta muhabere memuru, nüfus kâtibi, hususi muhasebeden bazı memurlar, bir öğretmen maalesef kayıplar arasındaydı. Enkaz bütün yolları kaplamıştı, yangın manzaraya dehşet veriyordu.

“ENKAZ ALTINDA KALANLARI KURTARMAYA ÇALIŞTIK”

Vali Çağpar Çöken binalardaki Sobalardan çıkan yangınları dehşet verici bir manzara olarak nitelendirirken iletişimin yok denecek kadar az olduğu bölgeden iki kamyoncuyu itfaiye aramak için gönderdiklerini belirterek şöyle devam ediyor: “Elimize geçen iki kamyoncuyu Lâdik ve Tokat’ta itfaiye aramaya yolladık. Bir kısım asker ve efrattan toplayabildiğimiz halkla enkaz altında kalanları kurtarmaya çalıştık. Tokat ve arkasından Turhal itfaiyeleri pek kısa zamanda yetiştiler. Yangın söndürüldü. Seccade ve kerestelerden yapılan sedyelerle yaralıları ayakta kalan yegâne binaya, mektep binasına taşıdık. Sarsıntının bir bayram günü ve akşama doğru oluşu kahvelerde ve misafirhanelerde bulunanlar arasında zayiatı çok artmıştır. Bir iki kahveden otuzar, kırkar ölü çıkarılmıştır. Maalesef bazı vatandaşlar yangından kurtarılamamıştır. Pazartesi sabahı 21 Aralık 1942’de şeker fabrikaları ve civardan diğer doktorlar da Erbaa’ya yetiştiler. Köylerin taranması, ağır yaralıların Tokat ve Samsun hastanelerine taşınması pazartesi günü de devam etti.”( Cumhuriyet, 26 Aralık 1942).

DEPREMDE KAYMAKAM VE JANDARMA KOMUTANI GÖÇÜK ALTINDA KALDI

Depremin ardından Niksar ve Erbaa’dan bölgeye yetkililer ulaşana kadar, haber alınamamıştır. Depremde Erbaa Kaymakamı Fazıl Kaftanoğlu ile Jandarma Komutanı göçük altında kalmış yapılan kurtarma çalışmaları sonucu enkaz altından sağ olarak çıkarılarak görev başına geçmiştir.

TAM BİR SEFERBERLİK HALİ

Erbaa depremini haber alan komşu illerin valileri ve kaymakamların hemen harekete geçerek depremzedelere yardım elinin uzatmaya çalışmışlardır. Amasya Valisi Talat Öncel hemen bir yardım komitesi oluşturarak varlıklı ve hayırsever vatandaşlardan yardım istemiş, bir saat içinde 2000 ekmek, tenekelerle pekmez, zeytinyağı ve tıbbi malzeme toplanmış ve toplanan malzeme bir kamyonla saatler sonra Erbaa’ya gönderilmiştir. Ardından, Vali Talat Öncel bir heyetle birlikte 22 Aralık sabahı Erbaa’ya hareket etmiştir. Merzifon Kaymakamı da topladığı tıbbi malzeme ve gıda maddeleri ile birlikte felaket bölgesine ulaşmıştır (Başbakanlık Cumhuriyet Arşivleri 030.10.120.849.9/24). 21 Aralıkta da Sivas Valisi nasıl bir yardım yapabileceklerini sorması üzerine Tokat Valisi çadır istemiş, bunun üzerine askeri birlikten alınan 50 çadır Sivas’tan Tokat’a gönderilmiştir.

DEPREMDE 11 ASKER ŞEHİT

Samsun Valisi Faik Türel Tümen komutanıyla birlikte Erbaa’ya gelmiş incelemelerde bulunmuştur. Tümen Komutanının Erbaa’daki askeri birlikte yaptığı inceleme sonucu askerin kaldığı binaların hepsinin yıkıldığı, on bir askerin şehit olduğu, dört ağır yaralı, iki subay ve 16 erin hafif yaralandığı tespit edildi. Askerlik Şube binası yıkılmış ama can kaybı yaşanmamıştır. Deprem sırasında askerin akşam yoklamasında bulunması sebebiyle can kaybı sınırlı kalmış ve şehit olan askerler kışlada istirahatta olan erler olmuştur.

İLETİŞİM YOK

7 şiddetindeki deprem çok sayıda can ve mal kaybı dışında deprem, bölgesindeki haberleşme sistemini de ciddi hasara uğratmıştır. Tokat Valisi, haberleşmenin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için en az yirmi kangal telin yanında, kaza merkezi için otuzluk bir adet ve bazı karakollar için beşer, onar fişlik üç adet santral ile en azından on adet masa telefonunun Erbaa’ya gönderilmesini talep etmiştir. (BCA030.10.120.849.9/6; Cumhuriyet 26.12.1942).

ERBAA EKONOMİSİ BİR GÜNDE YOK OLDU

1942 depreminde dört otel, dört fırın, sekiz kahvehane, 127 dükkân, 13 depo, bir parti binası, bir mezbahane ve belediye binasının yıkılması Erbaa ekonomisinin aldığı büyük yarayı gözler önüne sermektedir. 1942 depreminde 16 yangın tespit edilmiştir. Yanan evlerin depolarında saklanan tütünler de yanmıştır. Örneğin sadece bir evde 2,5 ton tütün yanmıştır. 1936 yılında yayınlanan Cumhuriyet Gazetesinin Erbaa ile ilgili yaptığı özel habere göre her yıl asgari 1.5 Milyon kilogram tütün üretiminin gerçekleştirildiği Erbaa’da 1936 yılında 3.5 Milyon kilogram Tütün üretimi gerçekleşeceği tahminine yer verilmiştir. 1936 yılı verilerine göre her yıl 750 bin lira geliri sadece tütünden elde eden Erbaa için bu rakamlar Erbaa ekonomisinin aldığı büyük yarayı gösteren önemli bir örnektir (Cumhuriyet 15.08.1936).

DEPREMDEN 5 GÜN SONRA SAĞLIK BAKANI ERBAA VE NİKSAR’DA

Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili (Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı) Dr. Hulusi Alataş da 23 Aralık’ta deprem bölgesine gitmek üzere Ankara’dan yola çıkmıştır. (Cumhuriyet 24.12.1942). Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili 25 Aralık günü Niksar ve Erbaa’ya gelmiş, halkla görüşmüş ve ihtiyaçlarını tespit ederek gereken talimatları verdikten sonra Lâdik’e geçmiştir. Alataş’ın ziyareti sonunda verdiği bilgilere göre Ankara’dan deprem bölgesine gönderilen sağlık ekipleri ve doktorların görevleri tamamlanmış ve yerlerine dönmüşlerdir. Barakaların çevresinin temizliği ve halkın sağlığı konusunda gerekli işler için Erbaa Hükümet doktoru ile Belediye doktoru görevlendirilmiştir.

Diğer yandan Erbaa depremzedeleri için İstanbul Kapalıçarşı yorgancılar esnafı 39 yeni yorgan, bir yün battaniye ve 21 lira para bağışında bulunmuştur (Cumhuriyet 26.12.1942). Zileliler de ilk günlerde yardım olarak Erbaa ve Niksar’a beş ton muhtelif erzak, iki balya giyecek eşyası, dört ton çivi yardımında bulunmuşlardır. Bundan başka deprem bölgesinde baraka inşaatında çalışmak üzere Erbaa ve Niksar’a on beş marangoz gönderilmiştir (Cumhuriyet 27 Aralık 1942).

Depremden 5 gün sonra 25 Aralık 1942’de yapılan ilk tespitler sonrası korkunç bilanço 443 ölü, 645 yaralı tam hasarlı bina 2047, kısmen hasarlı bina sayısı ise 2017 olarak açıklandı.

DEPREMDEN EN ÇOK NERESİ ETKİLENDİ?

Erbaa Merkez, Ahur(Tosunlar), Aladun(Yeni Mahalle), Andıran(Umutlu), Eriyaba(Evyaba Mahallesi), Tepekışla, Yukarıçandır, Aşağıçandır, Hacıpazar köyleri depremden en çok etkilenen alanlar olmuştur.

İkinci derecede etkilenen yerler ise Hayati(Doğanyurt), Mürüs (Gümüşalan), Geyne(Yoldere), Emeri(Bağpınar), Gelegin, Küfe, Ayan, Gendekse(Ocakbaşı), Ravak(Ağaçalan), Karayaka, Ferenge(Üzümlü), Holay(Ballıbağ), Zilhor(Karşıyaka Mahallesi), Gelendere, Sonusa(Uluköy), Yemişen bükü(Taşova), Kızılçubuk, Fidi (Akça), Değirmenli, Çalgara(Çalkara) köyleridir.

3.Derecede etkilenen alan ise eski ismiyle o zamanlar köy olan Zuday köyü (Alpaslan Kasabası) olmuştur.

3000 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ

Neredeyse ayakta bina kalmayan Erbaa Depreminden öncesine dair kesin nüfus kayıtları yoktur. 1936 yılında elde edilen verilere göre Erbaa 8-10 Bin nüfusa sahip 160 köyü bulunan bir kasabadır. 7.0’lık depremin ardından resmi kayıtlara göre deprem 3 bin kişinin hayatını kaybetmesine sebep olmuştur. Depremin ardından yaraların sarılması amacıyla Erbaa’nın yerinin değiştirilmesi dahil çalışmalar başlatılmıştır. (Cumhuriyet 15.08.1936

Eski Erbaa alüvyon arazi üzerinde kurulduğu ve Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer aldığı için yapılan jeolojik araştırmalar sonrası hazırlanan raporla birlikte 15 Nisan 1944’de yeni yerine taşınmaya başlamıştır.

VALİ İZZETTİN ÇAĞPAR “İHTİYARLARIN BEDDUASINI, GENÇLERİN DUASINI ALACAĞIM”

O dönemi yaşayanlar eski evlerini bırakıp Erbaa’nın yeni yerine taşınmasını istememişlerdir. Erbaa’nın taşınma sürecini anlatırken yaşanan zorluklar şu şekilde kaleme alınmıştır: “Eski zenginlerin evinde mobilyalar, meyve bahçeleri, çifte havuzlar, şadırvanlar, şato gibi evler vardı. Bunlar göçmek istemediler. 200-400 dönüm arazileri, tütünleri, ahırları vardı. Gidenleri de caydırmağa çalıştılar.” (Bir Zamanlar Erbaa/S.101-102)

Yerel ve Merkezi Yönetimin Erbaa’nın taşınması konusundaki gayretli ve tavizsiz çabaları Dönemin Tokat Valisi İzzeddin Çağpar tarafından “İhtiyarların bedduasını, gençlerin duasını alacağım” şeklinde özetlenmiştir.

15 Nisan 1944 tarihinde yeniden kurulan Erbaa’nın temeli törenle atılmıştır. Yeni Erbaa’ temelinin atılması sırasında orada bulunan Tokat milletvekili Refik Ahmet Sevengil hatıratında şunları yazmıştır:

“İlk günlerde harabelerin üzerine yeni barakalar yapılmasına izin verilmişti. Fakat aynı zamanda ilim hizmete koşuldu, jeologlar gönderilerek günlerce incelemeler yaptırıldı. Kasaba yerinin dolma, çamur, alt ve üst tabakaları çürük, daima sarsıntılarda kayacak, her zaman yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyleyen raporlar önünde Hükümet, kasabanın yerini değiştirmeye karar verdi. Uzun çalışmalar sonunda yeni şehir planı tamamlandı. Bu plana göre Ardıçtepe’de yeni Erbaa’yı kurma programının tatbikatına başlandı. Hükümet, yolları, resmi daireleri, memur evlerini yapacak, meydanları düzelterek yeni şehrin eksikliklerini tamamlayacaktır. Osmancık’tan satın alınan kereste fabrikasının kurulması bitmiştir. Bugünden itibaren çalışmaya başlamıştır. Yüz yirmi ton çivi aylardan önce hazırdı. Koyulhisar’dan alınmış olan 7.000 metreküp kereste6 halka parasız veriliyor. Belediyeler Bankasından ödünç alınan para yeni Erbaa’nın hususi binalarının yapılıp tamamlanması için halka yardıma ayrılmıştır” (Ulus 16 Nisan 1944).

Temel atma töreni kalabalık bir halk kitlesi önünde yapılmıştır. Bu törende, yeni kasabanın kereste ihtiyacını karşılayacak olan hızar fabrikası Tokat Valisi ile Vilayet çalışanları, komşu kaza kaymakamlarının ve halkın katılımıyla açılmıştır. Erbaa Kaymakamı, bu fabrikanın yeni kasabanın kurulmasına yetecek kadar kereste ihtiyacını karşılayacağını belirtmiş ve halkın şükran hislerini ifade ederek fabrikanın açılışını yapmasını Validen rica etmiştir. Vali, fabrikanın Erbaalılara uğurlu olmasını dileyerek kurdeleyi kesmiş ve işletmeye açmıştır.

ERBAA’NIN YENİ YERİNE TAŞINMASI

Eski Erbaa alüvyon arazi üzerinde kurulmuş olup, gerek Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde yer alması, gerekse 1942 Niksar-Erbaa deprem kırığı ve Esençay Fayı’na yakın bir konumda bulunması nedeniyle deprem bakımından oldukça riskli bir bölgede yer almaktadır. Erbaa’nın 1939, 1942 ve 1943 yıllarında art arda gelen depremlerde büyük yıkıma uğraması, bulunduğu yerde şehrin ayakta kalmasının mümkün olmayacağı, taşınmasının kaçınılmaz olduğu fikrini uyandırmıştır. 1943 depreminden sonra 1944 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla Erbaa’nın bulunduğu yerden güneye (“Ardıçlık” olarak adlandırılan yere) taşınması kararlaştırılmıştır. Taşıma işine devlet öncülük etmiştir.

Depremlerden önce yaklaşık 800 civarında hanenin bulunduğu tahmin edilmektedir. Depremden 6 yıl öncesine kadar 8-10 bin nüfusa 160 köye sahip Erbaa’da depremlerle birlikte, geniş aileler birkaç parçaya bölünerek küçük barakalarda ayrı ayrı kalır. Yeni Erbaa’ya taşınıldığında, bu kişiler yine ayrı ayrı kalma arzusunu gösterince, mesken talebinin 1100 haneye çıktığı zamanın Erbaa Kaymakamı Enver Saatçigil tarafından belirtilmektedir.

Bakanlar kurulunca verilen yer değiştirme yolundaki karar yer değiştirme sebebini de aydınlatır. Komisyon kollarının tetkik ve faaliyetini gösteren raporlara göre: Deprem bakımından fay hatlarına yakın olan ve onların üzerinde bulunan yerlerin terk edilmesi, Deprem hatlarına nispeten uzak ve fakat zemini zelzeleye mukavim olmayan yerlerin yasak bölge ilanı talimatnamesine tamamen uygun olması keyfiyetleri prensip olarak kabul edilmiştir. Zaruret gereği artık fay hattının iki kilometre kadar uzağındaki Ardıçlık mevkiine taşınma hazırlıkları başlamıştır. Alman bir şehir plancının kısa sürede hazırladığı imar planı planlı ve metotlu şekilde yeni şehrin kurulmasına imkan vermiştir.

Depreme dayanıklılık açısından daha uygun bir yer seçilmiştir eski Erbaa’nın yer aldığı Kelkit ırmağının yakınındaki alüvyon zeminden nispeten daha dirençli zemine taşınılır. Eski yerleşim yerinden fazla uzaklaşılmadığı için halkın kendilerine ait olan tarım alanlarından faydalanmasında bir sıkıntı yaşanmamış, tarım arazileri el değiştirmemiştir. Çevre il ve ilçelerle ulaşım bağlantısında eski yerleşim yerinden fazla uzaklaşılmadığı için sorun yaşanmamıştır. Yeni yerleşim yerinin seçiminde içme ve sulama suyu temini de etkili olmuştur.

İmar planının uygulanmasına başlanır. Yaşanan depremlerin fakir düşürdüğü halkın hükümet desteğine ihtiyacı vardır. İmar planının tatbikatında amme hizmetlerinin tesis ve işletilmesinde, fakir halkın taşınmasında dönemin hükümeti elinden gelen her türlü fedakarlığı gösterir. Esasen bu ilgi ve yardım Erbaalıların yaralarını çabucak sarmasına imkan vermiş, kısa zamanda 1100 haneden ibaret eski kasabanın büyük bir bölümü bu suretle yeni Erbaa’ya taşınmış yuvalarını kurmuşlardır.

O vakitler gençlik çağlarında olan Ahmet Bulut taşınma sürecini şu sözlerle anlatır: “Alman şehir plancının yaptığı planın uygulanmasına Ali Bey refakat ediyordu. Ziya Kasnakçıoğlu ve Enver Saatçigil’in büyük fedakarlıkları oldu. Her haneye ihale tahsis yapıldı. Kızılay tarafından halka büyük yardımlar yapıldı. Kızılay başkanı Eşref Yıldırım idi. İverönü, Geyne ve Taşova’daki taş ocaklarından halkın tamamına taş yardımı yapıldı. Kereste fabrikası kuruldu. Her aileye taş yardımı yapıldı ama kereste yardımı yapılmadı. Halkın bir kısmı kereste ihtiyacını eski yıkıntılardan karşıladılar. Tomruklar Koyulhisar’dan Kelkit çayına bırakıldı. Tomruklar ırmaktan Erbaa’ya ulaştı. Tespit edilen ailelere kereste yardımı yapıldı. Mimar Ali Aksu vardı, kendisi aslen mimar değildir. Fakat hazır planları halka dağıttığı için halk kendisine mimar derdi. Kasabanın nirengi noktaları tespit edildi. Halka arsalara göre deprem tipi evlerin (8x8, 10x8, 10x10, 10x11, 12x12) hazır planları dağıtıldı. Ardıçlık mevkii eskiden bağ evlerinin olduğu bir yerdi. Buraya taşınılınça Gümüşhane’den taş ustaları, Karadeniz sahilinden ahşap ustaları geldiler, binlerce usta. Şehir şantiye alanıydı. Hükümet konağı, sağlık ocağı 161 tane de lojman yapıldı.”

Yeni imar planına göre 15 Nisan 1944’te Kaymakamlık konağından başlayarak Çomooğlu bağında ilk temel atılır. Hükümet mahallesi şehir merkezinde bütün teferruatlarıyla kurulur ve bir ana caddeyle istasyona bağlanır. Kara Ali Diki çevresindeki saha yazlık ve villalar için ayrılır.

Deprem sebebiyle Kızılay genel merkezi eliyle yapılan eşya ve para yardımlarını halka deprem ve yardım komisyonu dağıtır. Prensip olarak para yardımından ziyade malzeme yardımı yapılır. Yapılan taş yardımları evlerin temellerinin atılması içindir. Yardımlar belli bir sıra gözetilerek yapılır. Taş yardımı alı temelini bitirmeyenlere sair yardımlar verilmez. Bu tertibe özellikle riayet edilmesinin sebebi 2. Dünya harbinin etkileri yüzünden verilen yardımların başka maksatlarla elden çıkarılmasını engellemektir.

Kızılay ödeneği ile fakir halka dağıtılmak üzere 120 küçük tip ev, 18 memur evi, hükümet konağı, bir ilkokul, kaldırım inşaatları için de altmış bin liralık yardım yapılır.

Yeni yerleşim yerine taşınılmasını hızlandırmak için bir hızar fabrikasının getirilip Erbaa’ya kurulması imkan sağlar. Gerek halkın gerekse kamu binalarının kereste ihtiyacı bu şekilde karşılanmıştır.

ERBAA 42’DEN 46’YA YENİDEN KURULUYOR

Hükümet konağının inşaatı on iki ay gibi bir zamanda bitirilir. Bütün resmi daireler hükümet konağı içinde yer almaktadır. Hükümet konağını Samsunlu müteahhit mısırlı oğullarından Nuri Mısırlıoğlu yapar. Bina önündeki taşlar Niksar’dan getirilmiştir. Bugün ki Erbaa’nın meydanında yapılan değişikliklerde bu taşlar sökülmemiştir ve muhafaza edilmiştir. Yeni Erbaa’nın bu ilk binası, uzun yıllar hükümet konağı olarak faaliyet göstermiş, ilk yüksek öğrenim binası olmuş bugün ise kent müzesi olarak faaliyet göstermektedir. Hükümet konağının hemen yanına bir meclis salonu, dokuz odası ve bir vestiyer bulunan belediye binası eş zamanlı olarak inşa edilir. Belediye binasının arka tarafına geniş bir saha üzerine hal binası inşa edilir. Hal binası, deprem sonrasında halkın moral değerlerini yükseltmek için hazırlanan bir tiyatro oyununa da ev sahipliği yapar. İçerisinde sekiz oda ve hamam bulunan modern ceza evi de aynı tarihlerde inşa edilir. Şehir merkezindeki büyük camii de Kızılay Yardımları ve halkın yardımları marifetiyle 1946 yılının Ağustos ayında bitirilir.

Erbaa halkı, eski yerleşim yerlerinde bir ortaokul yaptırmayı arzu etmelerine rağmen yaşanan depremler sebebiyle bu arzularını gerçekleştirme imkanı bulamazlar. Yeni yerleşim yerine taşınılmasıyla halkın yardımı ile Ağustos 1946’da bu arzu da gerçekleşir.

Kasabanın içme suyu ihtiyacı ilk etapta dokuz çeşme aracılığı ile kasaba içine imbat deresinden alınmak suretiyle dağıtılır.

Yeni Erbaa’da evler deprem tipi evler olarak dizayn edilir. Bunlar genelde karkas yapı ile yapılmış tek katlı evlerdir. Bunun yanında eski kasaba eşrafı yeni yerleşim yerine taşınırken yaptırdıkları binalarda eski Erbaa’nın yapı zarafetini yaptırdıkları konaklarla yeni Erbaa’ya taşımışlardır. Bunların en güzel örnekleri şehir merkezindeki Mustafa Bey Konağı, villalar mevkiinde Reşit Bey Konağı, Dokumacıoğlu Konağı gibi yapılardır. Her geçen gün modernleşen, yeni imar planları ile çağdaş yapıların ortaya çıktığı Erbaa’da yaklaşık yetmiş yıllık geçmişleri ile bu yapılar, eski Erbaa’nın yeni Erbaa’ya taşıdığı izlerdir. (Bir Zamanlar Erbaa/S.100-107)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner98