Tarihi Leylekli Köprüye bakın ne yaptılar!

Niksar Danısmend Gazetesi yazarı Niksar İstanbullular Derneği Başkanı Safak Gümen Niksar'ın simgesi tarihi Leylekli Köprüde yapılan restorasyon çalışmasına tepki gösterdi. Gümen bordür taşları yerleştirilen tarihi köprüye eksik olmuş asfalt'ta dökseydiniz diyerek yapılan restorasyon çalışmasını eleştirdi. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafındna yapılan restorasyon çalışması kapsamında 2000 yıllık tarihi Leylekli Köprünün üzerine beton bordür taşları yerleştirildi. Tarihi dokuya uymayan çalışma Niksarlıların da tepkisini çekti.

İŞTE GÜMEN'İN YAZISI

"Türkiye'de iki kelimeden çok korkarım, ürkütür adeta beni.

Nedir bunlar peki ?

Restorasyon ve dere ıslahı !

Neden ürkütür, uzaklara gitmeye gerek yok Niksarlılar uzaklara gitmeden bir sağa, bir de sola baksalar gözleriyle görebilecekler ne anlatmak istediğimi.

Dere ıslahının neresi korkunç derseniz, Türkiye'de dere ıslahı deyince dere yataklarına inen kepçe, dozer ve hızarlarla dere yatağında ne kadar bitki örtüsü, yeşil, canlı varsa tırpanlanıp beton içerisine hapsedilmiş su yatağını, yetmedi bir de üzerini betonla örtüp kentlerimizi ve insanlarımızı tamamen bu nimetten soyutlandırılmış olduğunu hemen her yerde görmek resi.

Neyse, bugünkü gündemim Çanakçı deresinin ıslahı (!) değil ama derenin üzerinde binlerce yıldan bugüne kadar ulaşmış göz bebeklerimiz, tarihi varlıklarımız, şehrimizin adeta simgesi olmuş köprülerimiz.

Malumunuz, Niksar kent merkezinde Çanakçı deresi üzerindeki tarihi köprülerimiz Karayolları genel Müdürlüğü, Tarihi Köprüler Şube Müdürlüğü'nce ihale edilerek restorasyon kapsamına alındı.

Restorasyon kelime anlamı itibariyle; Eski, tarihi, otantik ve özgünlük değeri olan, önemli bir olaya ev sahipliği yapmış eserin, aslına uygun olarak, asli malzemeden, asli yapım tekniğinden ve özgünlüğünden faydalanarak, mümkün olduğu kadar az müdahale ile koruyarak onarılmasıdır. Kısaca eski bir yapıda, bozulmuş, yıkılmış olan yerleri aslını bozmayacak bir biçimde onarılmasıdır.

Niksar kent merkezinde bu fasıl tarihi Seymenli Köprüsü ile başladı. Adeta yılan hikayesine dönen restorasyon çalışmaları vatandaşları da çileden çıkan boyuta ulaşmışken bitimi ile ise ortaya çıkan manzara hepimizi şoka uğrattı. Süreç ve şu anda ortaya çıkan hilkat garibesi merdivenli, sözde engelli ama geçmeye çalışanı engelli yapacak rampası ile hepimizi bu kadar da olmaz denilecek kadar isyan ettiren bir ucube çıktı karşımıza.

Seymenli'de olan olmuştu, eleştiriler, vatandaşların ve uzmanların haykırışları boşa çıkarken turpun büyüğü heybede misali beni asıl düşündüren aynı ekibin, aynı kafa yapısı ile Niksar'ın simgesi, tarihi Romalılar dönemine dayanan, 1500 yıldır yaşayan ve hala kullanılan Leylekli (Yılanlı) Köprü'ye de sözde restorasyona sıranın gelecek olması idi.

Korktuğumuz başımıza geldi sonunda.

Tarihi başkentimiz, sadece Türk İslam medeniyetinin değil, Romalılardan Pontus'a değin, konumu gereği döneminin tüm medeniyetlerinden kendine haklı bir payla günümüze kadar önemini korumuş, gözünü sevdiğim memleketimin insanoğlunun ve doğal felaketlerin elinden kurtularak günümüze kadar ulaşmış tarihsel anıtsal varlıklarımızı da bilinçsizce sıradanlaştırıp, çağımızın zevksiz ve özensizliğiyle saygısızca hoyratça harcama noktasına gelindiğini üzüntüyle izliyoruz.

Evet izliyoruz. Dün dere ıslahı adıyla Çanakçı deresi etrafındaki anıtsal devasa Kavlağan (Çınar) ağaçlarının yok edilişini izlediğimiz gibi sıra tarihi değerlerimizde.

Türkiye'de yapılan edilen, olan biten her şey eğer kağıt üzerinde, masa üzerinde eksizsiz, bürokratik ve yasal gereksinimler yerine getirildiyse gerisi Allah Kerim'dir. Şöyle ki; gündemimizde tarihi köprülerimizin onarımı adıyla yapılan ihale süreci, planı, projesinden işe başlangıç anına kadar eminim ki her aşama yasal, mevzuata ve hatta tarihi dokuya uygun işlenmiştir. Ancak bize has bir özelliğimizdir, yasa yaparız, kural koyarız ancak uygulama noktasında daima sınıfta kalırız. Ülkemizin acı bir gerçeği, hastalığıdır zaten. Bizleri Avrupa standartlarına erişmekten geri koyan hastalığımız kendi koyduğumuz yasa ve kurallara uymamamızdandır.

Şimdi Niksar'da ki tarihi köprülerle ilgili ihale süreci ve sonrasını irdeleme imkanımız olsa kağıt üzerinde, masa başında hiçbir eksiği yoktur, en azından öyle sanıyorum. Çünkü itirazlarımız, haykırışlarımız Ankara'ya ulaşır da ilgilenecek biri çıkarsa onlara verilecek cevap – efendim her şey prosedürüne uygun, yasal gidiyor olacaktır. İşin tarihi boyutu, sanat tarihçisi, mimarı, kontrolörü gibi her türlü masa başı işlemi tamam denilecektir. Ancak gördüğümüz göze mi, kağıt üzerindeki yazılan çizilenlere mi inanacağız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.