Adayların çoğu belirlenmişken, ortaya çıkan manzara hiçte iç açıcı değil. AK Parti’de lokal sayılacak, CHP ve İYİ Parti de ise “deprem” kelimesiyle özdeşleşen bir karmaşa, itiraz ve isyan söz konusu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bundan 1 yıl önce sorunun tespit ve teşhisi yapmış, teşkilatta bir “metal yorgunluğu” olduğunu ifade etmişti. Haziran’da yapılan genel seçimlerinde mevcut milletvekillerinin yüzde 50’sinde değişikliğe gitmişti. 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde de bu orana yakın bir aday değişikliğine gidildi.

Herkesin söylediği gibi, AK Parti için bu seçimlerin kolay olmayacağını biliyorum. Anket şirketlerinin ortak tespiti, AK Parti’nin bir oy kaybı yaşadığıdır. Birleşik kaplar gibi, AK Parti’nin oyları 24 Haziran seçimlerinde olduğu gibi, bu seçimde de MHP’ye akıyor. Genel seçimlerde “Cumhur İttifakı” kararıyla sahaya çıktığında yüzde 9.5’larda olan oy oranını %11’lere yükselten MHP, anket şirketlerinin ortalama oy oranına göre şimdilerde %18’ler skalasında bulunuyor.

Seçmenin iktidar partisine tepkisi, genelde muhalefet partilerine yönelmesiyle gösterirdi. Ortada ilginç bir durum var. Cumhur İttifakının parçası olan MHP, dolayısıyla iktidarın bir şekilde içindeki bir partidir. Halkın yönelişinin CHP ve İYİ Parti yerine MHP’ye yönelmesi, gerçekten ciddi bir sosyolojik olgudur. “Ülkenin bekası” teması üzerine kurulan Cumhur İttifakı, bu seçimde de aynı tema üzerinden yürüyecektir.

“Anadolu’nun feraseti”, gazeteci yazar Nuh Albayrak’ın yazısında ete kemiğe bürünen tespitler ışığında, bir çok söylenenin daha acıtıcı ve yüzleştirici cümlelerle hatırlatmalarda bulunuyor. Bakın, Nuh Albayrak neler diyor:

“7 Haziran’dan sonra, 24 Haziran’da da Genel Başkan’a verilen yüzde 52,6 oyun, parlamentoda 42,6’ya düşmesi, sadece “ittifak” ile izah edilemez. AK Parti bu sonuçla eski sistemde iktidar olamazdı. Nitekim Sayın Erdoğan, AK Parti Genel Başkanı seçildiği 18 Ağustos’tan bu yana, partideki yıpranmaya dikkat çekiyor, “metal yorgunluğu” paydasında topladığı olumsuzlukları bertaraf etmeye çalışıyor. 

Şikayetler hep aynı…  

Ne var ki, milletin daha hassas davrandığı mahalli seçim öncesinde seslendirilen memnuniyetsizlikler, bu çabaların tam olarak sonuca ulaşmadığını gösteriyor. Şikayetler “bazı partililerin yaşam standartlarının çok değiştiği, istihdam imkanlarının sadece partililer için kullanıldığı ve kendini farklı görenlerin çoğaldığı” iddialarında yoğunlaşıyor. Siyaset; maddi fedakârlık gerektiren bir hizmet iken aksi örneklerin çoğalması, doğal olarak şüphe çekiyor. 

İstihdamda ise liyakat esas alınmalı. Ama “yerli ve milli sadakat” aranması da artık normaldir. 

Ancak millî ve yerli duruş, tek partinin tekelinde olamaz. 

Darbe ve terör karşıtlığının göstergesi olan FETÖ, PKK ve DEAŞ gibi bütün terör örgütlerine ve emperyalizmin kuşatmasına karşı dik duran her “liyakatli birey” istihdamı hak ediyor demektir. 

Eski Türkiye hastalığı olan “Hamili kart yakînimdir” yöntemini hatırlatan uygulamalar milletin güvenini zedelemektedir. 

Ölçü samimiyettir .Bu şikâyetlerden bir kısmı, beklediğini bulamayanların yakınmaları olabilir. 

Ama partideki önemli isimlerden Özhaseki de, "Bazı arkadaşlarda bir hava başladı. Bu neyin saltanatı" diye yakınıyor.”

Bu seçimlerin teması ve ruhu; ehliyet, liyakat, samimiyet ve gönüllere girme şeklinde özetlenebilir. AK Parti’de yaşanan tercih yanlışlıkları ve CHP’nin alışkanlığı olarak bilinen ”Halka rağmen halk için” anlayışının ne yazık ki AK Parti’de başlaması, bu seçimin farklı olacağını gösteriyor.

Aday belirleyiciler arasında bulunan kimi insanların kayırmacı tutumu ve egolarına yenik düşmesi, AK Parti’nin 17 yıllık siyasi yolculuğunu gölgeleyecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.